Yaşamda bir yolcu

• 11/11/2008 - bugünlerde dünlerde herkesten birileri

Kategori: Denemelerim

 


Yaşam nasıl da akıp geçiyor elimizden. Aktığı için midir tutatamayışımız sabitleyemeyişimiz. Belki de sabitlerimizin bile değişkenleşmesi belki de bu akıştan kaynaklanmaktadır kimbilir kimbilebilir. Hadi bilen varsa çıksın ortaya desek şöyle bir meydan okusak bilgiye yaşama her şeye. Hodri meydan desek. Değişir mi herkeslerden birileri. Biri değişirse herkes de değişir mi. Değişim denen şey nasıl bir şey ki. Nasıl bir memnuniyetsizliktir ki var olan halinden sürekli şikayet edip değişim deryasının sonsuzluğunda debelensin dursun. Nasıl bir şeydir bu değişim. Neyse batmamak lazım değişimlerde, en azından boğulmamak lazım değişebilmek için. Ne diyelim iyiye ve güzele olsun tüm değişimler diyerek sonsuzluğa yayalım bu dileğimizi. Karşı çıkan var mıdır pek sanmam. Varsa da sussunlar hiç konuşmasınlar bu konuda. Bu da karşı çıkma hali içinden bir karşı çıkış gibi görünüyor. Olsun bakalım.

 

Yaşam garip bir şey. Her sabah evimizden çıkarız. Gündüzün getirdiklerini önümüze yaparız ederiz. Sonra eve döneriz. Her seferinde döneriz. Farkında olmadan döneriz. Rutin döngüdür hep şikayet ettiğimiz. Kısır deriz bir de döngüyü suçlarız kısır döngü. Aslında neler neler üretiyoruz o kısır döngüde. Ne isteriz ne olmaz da suçlarız hemencecik. Geçen gün arkadaşlar anlattılar. Kalp damar ameliyatlarında görevli biri işe gitmek için metrodan iner, merdivenlere doğru ilerlerken bir hekim arkadaşını görür ona el sallarken düşer eli hekime uzanmış bir halde. Bayılır. Amacı sadece arkadaşına günaydın demektir. Ama diyemez sesler çıkamaz ağzından. Eli uzanmış kalır orda yerde. Arkadaşı şaşkın hemen alır hastaneye getirir. Kalp spazmı geçirmiştir. Yoğun bakıma alınır. Ne kadar şanslıymış. Hekime günaydın demek için uzanan el yardım et bana ya dönüşür. Ya yolda tek başına iken olsaydı, ya da araba kullanırken olsaydı ya da uykuda olsaydı. Gerçi kalp spazmı nasıl bir şeydir onu bilemem . Birden böyle bir olay aktarılınca içim bir garip oldu. Akşam uykuya dalmadan önce de nasıl bir hal ya da bağlantıysa kalbim bıçakla doğranıyormuş gibi oldu. İnce şeritler haline dilim dilim doğrandı sanki. Ölüyorum ya da böyle bir şey sanırım dedim. Hiçbir şey yapmadan öylece kalbimin doğranışını izledim. Sonra, sonra uyumuşum. Yaşam ne garip bir şey. Bir varız bir yokuz. Her şey ‘an’a bağlı. Ne meşhur bir kavram ‘an’. ‘an’ı yaşayın çünkü anda öleceksiniz. Belki de o yüzden ‘an’lar önemli. Takılmamak lazım yoksa bir an gelir ‘an’ bize takılır. Uzun bir yola gideceksem ya da ilk kez yeni yollara gideceksem ya da içimde bir tedirginlik varsa hep derim yola çıktığım noktaya geri dönmek isterim. Yaşam da belki böyle. Belki ölünce doğma sırasına yeniden mi giriyoruz. her sabah evden çıkarken de söylemek gerekiyor galiba ve eve dönebildiğimiz için de şükretmek gerekiyor o güne, güneşe, aya, her şeye….

 

Ve eve döndüğümde daha da garip oldu her şey. Bu kadar mı üst üste gelir her şey. Nasıl bir tesadüfler zinciridir. Neyi anlamam gerekiyor da ben hala anlama becerisini gösteremedim. Oğlum okulda baygınlık geçiriyormuş neredeyse. Kızımın kafasına uzaktan atılan basketbol topu düşmüş. Of dedim of! Ne oluyoruz ya. Ne oluyor neden bunlar. Doğal olaraktan anlamadım. Talihsiz serüvenlerde bir karakterdim sanki. Neyse abartmayalım daha fazla. Kızımı uyuduktan sonra uyandırmak için gece baya bir bekledim. O da yatarken iyice bir duygularımı sömürdü. Duygusuz yazıyorum ne güzel.  Charlie Caphelin in bir lafı var. Yaşam yakından bakınca bir trajedi, uzaktan baktığında komedidir demiş bir zamanlar. Benim kızım da yatarken eh artık belki de bu son uykumdur belki de uyayacağım çok uykum var hadi bana iyi geceler dedi kerata. Bu gençlık alem bir şey. neyse gecenin bir vaktı kaldırdık nehaber dur üstünü örteyim falan diye yorganı üstünden alınca anne sen deli misin repliği kulaklarıma doldu ve ben gülümseyerek uyumaya gittim. Her şey yolundaydı.Yaşam ne garip.

 

Mutlu olmak ne kadar basitmiş yaşamda. Gerçi ben inanmam mutluluğa falan. ‘an’dadır o da. Krışnamuti mutluyum dediğin zaman mutluluğun bitmiştir der. Neyse biz gene de paragraf başına geri dönelim. O başka bir yazının konusu.Önce dik duracağız ama sopa yutmuş gibi dimdik. Duruş çok ama çok önemli. Bizi ezen  sırtımızda bize ağır gelen şeyler patır patır düşecek yerlere. Meraklıları toplasın biz atalım da yükümüzü sırtımızdan da. Sonra hergün  yarım saat yürümek açık hava bol nefes. Hemen her gün zamanı bizim elimizde derin derin nefesler alacağız. Yemek kısmı kararında olacak elbette. Bir de sevdiğimiz bize iyi gelen şeyleri yapacağız. Bize iyi gelen şeyler. Başkalarını bizden öne koymadan. Yaşamın bize verilmiş bir armağan olduğunu hiç unutmadan ve de ne de güzel yaşadım diyebilmek için. Sevdiğimiz şeyler ne ise onları bulup yapabilmek adına.. ormana falan gidersek bir gün  karşılaşırsak kertenkeleye soracağız. Ama bizim yanıtımız hazır. Diyeceğiz ki ben mutluyum. Tostloy kertenkele söyle bakalım mutlu musun demiş taşın üstünde duran kertenkeleye. Ve arkasından eklemiş.ben değilim de.. kimbilir belki de aynı kertenkeleye denk geliriz. Belki de onun torunu falandır. Kimse bilemez ..

Hadi bakalım yaşamınızda sevdiğiniz şeyleri bulup çıkarma zamanı ya da sevdiğiniz şeyleri ön plana alma zamanı desek nasıl olur. İyi olur herhalde.. Sevdiğiniz şeyler evrensel iyi ve güzele uyuyorsa hadi bakalım yolunuz açık olsun.

 
Bugün 11.11 ..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2008-11-12 11:51:47 - merhaba...

Yazan: denizgunes
ne güzel. yazdıklarım hasbelkader o anda aklıma, elime düşen sözler. sankı üstüme düşen sözler ziyan olmasın belki bir işe yarar diye asıyorum işte bazen panoya. astıklarım güzel bir şeye yol açtıysa ne mutlu bana diyorum.
evet derinlere inmek yüzleşmek. kormamak hiç birşeyden. yapabilirim demek. bazen aklıma gelir Frida Kahlo'nun 30 küsür ameliyattan sonra annesinin onun tam üstüne gelecek şekilde hasta yatağının üstüne kocaman tüm bedenini görebilceği bir ayna koyması. ve ordan bambaşka bir Frida'nın doğması.
o derinlerde saf sevgi varmış oyle diyorlar.
teşekkür ederim sizdekki yansımaları paylaştığınız için...
sağolun... varolun... mutlu olun...
Bağlantı

• 2008-11-11 17:57:28 - merhaba

Yazan: aromatik
Eminim bu güzel yazının bende oluşturduğu değişimi görseniz şaşardınız.
Sıcacık bir alize ,bazen anaforlar yapıyor.
okyanusun en dibini görebilmek için
daha da derinlere inmem gerektiğini düşündürdü bana...
mutlu kalınız...
Bağlantı

Hakkımda

İşimiz "Nasıl" olacağına üzülmek değildir. "Nasıl" bağlılıktan ve inançtan çıkıp gelecektir. Nasıllar evrenin alanına girer. Evren her zaman siz ve rüyanız arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir. Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz kamaşır; bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu......

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
flashcard ile resim çizmek
10 yaşındaki bir kızın resimleri
Farid Farjad.mutlaka dinleyin
mandala ya da fraktal. çizgiler ve renklerde yolculuk.
resim hocam
kara kalem tekniği anlatımı

Kategoriler

Arkadaşlar

Blogcu Yardım
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa