Yaşamda bir yolcu
• 30/1/2009 - Daha erken!
Akşam üstü metrodan inen insanların arasında gidiyordum. Gün güneşin batmaya yakın halini gösteriyordu. Tüm saatler işbirliği içinde zamanın akışını akış hızını takip etmekteydi tüm dünyada. Yaşam döngüsünde sabah çıktığım noktaya akşam geri dönmek üzereydim yaptığım tek şey bu bu döngüdeki bireyselliğimin yapılması gerekeni yapmaktı. Evim evim sıcak evim. Nedense soğuk evim demeyiz. Ev kavramı sıcaktı. ev soğuk bile olsa sıcaktır, güvendir huzurdur. Evi özleriz. İngilizce de house ve home aynı şeyleri ifade etselerde yüklendikleri anlamların farklı olduğu söylenir. Evde yaşayanların sıcaklıkları ile o sert yapı yumuşar sıcacık sarar insanı eğer biz afiyetteysek.
Keşke daha erken çıksaydım dedim içimden kendi kendime. Keşke. İnsanın iç konuşmaları hiç bitmez ya hani. Uzun uzun söyleşir insan kendisiyle.Hiç bitmez sözler ve sözlerin hikayeleri. Geç kaldım, dedim içimden. Tam da sürü halinde metrodan merdivenlere doğru ilerleyen kalabalığın içinde kendime yol açabilmek için adımlarımı hızlandırıyorken. Geç kalmıştım. Evde bekleyenler vardı. Kimi zaman güzeldir bir bekleyenininizi olması, kimi zamansa istemez insan bir bekleyeni olsun. Zamana önceliğe mekana göre değişir sanırım. Baktığımız bulunduğumuz açıda nerde durduğumuz önemlidir. Tam o esnada yanımdan geçen bir ses daha erken dedi. Daha erken.! Zamanın mekanın durduğu bir andı. Kaldım öylece olduğum yerde. Ruhum kaldı o zamanda mekanda. Gördüklerim hislerim sonsuza kadar belleğime kazındı. Daha erken. İçimden konuşurken kendim kendimle nasıl olur da durmuştu biri. Sırf yanımdan geçiyor olmak bile yeter miydi duyabilmek için yanındakileri. Hani bazen haykırsan da duymaz ya da yanı şeyi desen de sen bir şey dememişsin gibi tavır alır karşındaki. Ben fısıldamamıştım. içimden konuşuyorum kendimle. Dışımdan belli mi oluyordu ne düşündüğüm. Bir andı sadece nerden bilyorlardı ne düşündüğümü. Raslantısal bir tesadüf deyip geçmeli miydim. Öyle ya bilimsel bir bakış açısı yoktu. Her şeyi kanıtlama çabamız var sonuçta. Kanıt isteriz. Kanıt nedir ki. Emin olmak isteriz sanırım. Yanılmayacak şekilde bilmek isteği ihtiyacı. Rastlantı ya da başka bir şey her ne ise. Neden o iki sözcük kullanıldı. Benim de zamanın geç oılduğunu sorguladığım anda ve mekanda. An durmuştu ben akıştaydım. merdivenlere doğru ilerliyordum. An durmuştu. Arkadaşına diyordu, daha erken diye. Niye tam da ben zamanı sorgularken söylemişti. Onun için erken olan an benim için geçti. Aynı zamanda ve mekanda yaşanan iki farklı yaşamın aynılığının farklılığı. Garipti gerçekten. Ona göre erken bana göre geç. Elbette ya. evrensel olgularda vardı asla değişmeyen sabitler vardı. Ama bazı şeyler değişkendi. bir şeylere göre değişirdi. Çünkü o bağlı olduğu değişkenler vardı. Değişkenlerinin aldıkları değerler değişince sonuçlar da değişiyordu evrensel olgulardan farklı bir durumdu. Doğru yanlış iyi kötü vb. garipti.
Merdivenlerden inmiş tekrar merdivenlere gelmiştim. Yukarı çıkıyordum bu sefer. İçimde daha erken söylemi bir bıçak darbesi gibi keskin iz bırakmıştı. Bazen insan sorular sorar kendine havaya suya toprağa. Tohumla konuşur o da yetmez buluta sorar, çiçeğe sorar, ağaca sorar, güneşe sorar, akışına sorar. Öyle sormuş olduğum sorular var mıydı ya da hangi sorduğum sorunun yanıtıydı daha erken.. Neye erkendi. Bilmeliydim. Neye daha erkendi. Soru neydi..
Yoldan geçen arabaların uzakları aydınlatan süzme ışıklarının gidip gelişinde bir sokak lambasının aydınlığından diğerine doğru geçip giderken aklıma du sorular karanlıkta aydınlık olmayı dileyen biri olarak yürümeye devam ettim. Erken olana geç kalmamak için.
Gece yeni başlamıştı...
|
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
|
|
|
|
|