Yaşamda bir yolcu

• 19/11/2008 - Ömürümüzün yaprakları

Kategori: Denemelerim

Ömrümüzün yaprakları düşüyor gün ben gün üstümüzden. Neler neler bırakmıyoruz ki geçmişe anı olarak kalsın diye. Günler geçiyor biz büyüyoruz olgunlaşıyoruz deliriyoruz sabrediyoruz… diye uzar gider insana dair ne varsa yaşıyoruz ordan buradan kırıntı kırpıntı anlarımızda. Para biter sınırlıdır ya hani. Harcıyoruz zamanlarımı. Nasıl olsa geliyor bize. Harca harca dur. Bozuk para gibi harcıyoruz yaşamlarımızı. Boza boza harcıyoruz kendimizi bedeli ise kendimizden başka ne olabilir. Uzak yaşamlar yakın oluyor kimi zaman. Kimi zamansa yakın yaşamlar uzak oluyor. Yaşam bu ne varsa içine alıyor. Mide gibi, masa gibi, ne koyuyorsak alıyor işte. Bazılarını sindirebiliyoruz bazılarını sindiremiyoruz. Bazı şeyler bizi besliyor bazı şeyler de zehirliyor. Doymak bilmiyor mide gibi yaşam torbası da. Süreklilik istiyor düzen istiyor. İstiyor. Dipsiz bir kuyu gibi.

 

Sistemler vardır düzen getirmek için, kaostan kurtarmak için insanları. İnsanlar kurarlar sistemleri insanlar için. Her konuda, her alanda bir sistem inşa etmeyi becermiştir insan. Ve her sistemin çarkları var döner durur. Çark dönerken öğütür içinde insanları, ruhları, bedenleri. Kan damlar, yaş damlar. Onlar olmasa çarklar dönmez. Kan akmayan sistemler var mıdır ki. Niye sistemler içine alır yok eder ya da yok etmeye çalışırlar. Yeterince güçlü olanlar, alavere dalavere işlerinde bulaşanlar vb. ezilmeden devam edebilirler. Ne olursa olsun sistemlerin insanı  yok etmelerine izin vermemek gerekli. İnsan o aradığı gücü kendinde bularak yoluna devam etmeyi bilmeli. Kendinden emin olarak. Vazgeçmemeli. Yolda bir kere düştü diye çocuklar koşmaktan vazgeçerler mi hiç . Vazgeçmezler. Bir parça yaşanılan çocukluk saklı kalan çocukluğa izin vermeli onu olgunlaşmış haliyle koşmasına izin vermek gerekli. Yaşam en güzel, en acı oyununu oynasa da pes etmemeli. Taşa kızmak yerine önüne bakmalı. İleriye daha ileriye daha daha.. Ancak o zaman uzağı görebilir. Geriye dönüp baktığında kimbilir belki de o taşa teşekkür edecektir.


Yolda yürümek güzeldir. Hele ki sonbaharda. Ağaçların altında yürümek. Gökten adeta yapraklar düşer adım atacağımız yere. Biz sarının, kırmızının üstünde haşır huşur yürürüz. Çok güzel arada bir başımıza da düşer. Piyango bileti mi alsak acaba yoksa o başka bir şeyin ardışık hikayesi miydi deriz aklımıza geldiğinde. Soğuğun kızarttığı yapraklar üstümüze düşer. Birden bizi alır götürür. Doğa kendi dilinde anlatır biz kendi dilimizde anlarız. Nasıl bakıyorsak öyle görürüz, anlarız. İşte bu yaşamdaki sanatçı duruşumuzdur. Ve herkesin içinde mutlaka bir sanatçı vardır. Gördüğünü anlamak işte bu sanattır. Kızaran yapraklara kızmayın onların üstünüze düşmesine izin verin. Nasıl da sizi sizden alacaktır düşen yapraklar nasıl da o anda düşüncelerinizi düşürecektir üstünüzden. Kızarmış yapraklara izin verin zihninizde size jimnastik yaptırsın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

İşimiz "Nasıl" olacağına üzülmek değildir. "Nasıl" bağlılıktan ve inançtan çıkıp gelecektir. Nasıllar evrenin alanına girer. Evren her zaman siz ve rüyanız arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir. Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz kamaşır; bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu......

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
flashcard ile resim çizmek
10 yaşındaki bir kızın resimleri
Farid Farjad.mutlaka dinleyin
mandala ya da fraktal. çizgiler ve renklerde yolculuk.
resim hocam
kara kalem tekniği anlatımı

Kategoriler

Arkadaşlar

Blogcu Yardım
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa