Yaşamda bir yolcu

• 28/10/2008 - Bugünlerde biri

Kategori: Denemelerim

Okuyordum habire ne bulursam okumaya çalıyordum. Unuttuğumu fark ettim okuduklarımdan. hepsini aklımda tutamıyordum sanki. Oysaki boşuna bir endişeymiş. Okumaya devam edersem başka sayfalardan başka ağızlardan gelen anlatımlarla hatırlayacak ve pekişecekti unutmak istemediklerim ya da bilmemin gerekli olduğunu düşündüğüm şeyler. Yeterki ben öğrenmek isteyeyim. Öğrenme işlemi gerçekleşecekti.

Bu dolmuş parası ve yirmi ytl hikayesi garip bir şekilde yeniden yaşandı. Gene 20 ytl ve ve gene dolmuşa para veremedim. yaşam bazen bizim dışımızda ama bizimde içimizde olduğumuz garip şeyler hazırlıyor bizim için.bu sefer dolmuşta oturanlara sordum bozabilrmisiniz diye. Hayır dediler. Başka yolcu falan gelir diye düşündüm. İlerleyen zamanda arkada oturan genç delikanli önemli değil dedi. pardon dedim .Ne için. Dolmuş paranızı verdim dedi. Şaşırdım. Nasıl olur, benim sizden bir talebim olmadı ki niye veresiniz dedim. Ya inince bir yerde hallederiz diye düşünmüştüm. Hoppala. bu da nerden çıktı dedim tabi içimden.Şöfore sordum aldınız mı parayı. hayır dedi almadım. Buyrun burdan yakın. Yaşam bir komedi zaten. Yolcu genç hayır verdim dedi şöfor almadım dedi. bir süre böyle gitti yolda sözcukler. Arkamı döndüm bak genç kardeşim. benim senden bana iyilik yap talebim olmadı, sen neya dayanarak benim yol paramı ödedin, ben sorunumu bir şekilde hallederdim ve sakın bir daha biri istemeden bir talebi olmadan iyilik adı altında bir şeyler yapma dedim. Sözler benimdi. Ağzımdan çıkan sözler bana ait değildi sanki. Ama demiştim bir kez. geri dönüş yoktu. Ama ne güzel demiştim. kimdi o bana yardım edecek.sonra da kendi kurtarma yardım etme enerjimi düşündüm. Evet artık bunu bitirmeliydim. Oysaki bitirdiğimi sanıyordum yanılgılar deryasında diz boyu yürümekmiş benimkisi. ne yapalım. Aynalığım bu kadar açık ve net olamazdı. kimsenin talebi olmadan kimseye bir yardımda bulunmamalı. Evet en iyisi bu herkes için..

Sürüngen kadın. Sürüngen yaşam. Sürüden yaşam.Ekmek ve Laleler tvde oynayan bir filmdi, güzel bir italyan filmi duygusal.. Başını ve sonunu izleyemedim. Ama uzun bir bölümünü izledim. İki kişi izledik daha doğrusu. Kadının yaşamı yaşammı sürüngen hayatı sürüyordu dedi diğer izleyen. pardon dedim nasıl yani.Eşi ve çocukları evde yanlız o başka bir yerde yersiz ve parasız, kadının sorumlulukları var dedi. Bu bakış açıları beni öldürecek, inanılmaz zengin bakış açılarımız var. Kabul edilir ya da edilmez ama fazlasııyla zengin kişiye göre kişiye özel. Dedim ki kadın yersiz değil intihar etmek üzere olan birinin yanına yerleşti yeri var ve o kişiyi yaşama bağladı tanrı misafiri olarak. parasız da değil çiçekçide iş buldu. ve eşi beş yıldır sevgilisi var. sevgilisine karım beni terketti gömleklerimi ütülermisin diyor ve sevgilisi de hayır ben senin eşin değil sevgilinim diyor dedim. Adam annesine söylüyor gömleklerimi ütülermisin hayır diyor tatile gidiyorum diyor.. kadın bu koşullarda yaşamın unuttuğu yanını yeniden yaşıyordu. Kadın sürünmüyordu. kadın yaşıyordu. Yaşama sevinci gözlerinde ışıl ışıldı.  Eh bunlar da benim bakış açımdı. herkes kendine göre bakıyor. yapacak bir şey yok. Herkes güzel herkes özel herkes aynı herkes ayrı bir dünya sadece boyutları farklı. ve herkes kendisi için en güzelini bilir bulur yaşar.

Bir de kavramların anlamlarını yitirdim. kaybettim .Anlamlar yetmiyor sanki sözcüklere. Aklım karışmıştı. Dedim hops ne oluyoruz. İnsan kendisine kızmamalı. Ne olursa olsun kızmamalı. Bu kavramsızlık zamanları da normalmiş. Yeni kavramlara ya da yeni şeylere ulaşmak için. Sanmıştım ki bana özgü ve ben aklımı yitiriyorum. Benim gibi olanlar varmış. kavramlarını yitirenler. İnsana özgü ya da bazı insanlara özgü şeylerden biriymiş.bu farkedişimle birlikte yolumda yürümeye devam ediyorum herkesle birlikte herkesten ayrı.

Yolumuz açık, yolumuz sonsuz.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/9/2008 - Dolmuş Parası

Kategori: Denemelerim

O gün öğlen vakti, oğlum eski oturduğumuz sitedeki arkadaşlarının yanına gitmek istedi. Önümde duran diğer şeylere baktım. İsteği akışımda bir aksaklığa neden olmayacaktı. Bırakabileceğimi söyledim. İkimiz beraber bindik arabaya. O’nu sitenin orda tam bırakıyordum ki, benden para istedi. Bende de bir 20 ytl, bir de 5 ytl, biraz da bozukluk vardı. İnsanlık hali para treninden o gün bunlar düşmüştü bize. 20 ytl yi vermek istemedim, bozukları da vermek istemedim. Ama vermem gerekiyordu. 1,5 ytl kalsın dedim yoksa bende dolmuş parası kalmayacak sonra dedim. Keşke demeseydim. “Olsun sen ver ben harcamayacağım” dedi. Güldüm. Sorunum onun harcayıp harcamaması sorunu değildi. Para harcanır, para kazanılır. Para gelir ve gider. Neyse ben tüm bozukluklarımı verdim oğluma. Ve dolmuşların bulunduğu yere gittim sonra. Bekleyen ilk dolmuşa attım kendimi. Bir an önce varmak istiyordum gitmem gereken yere, elimde 20 ytl. Arkaya binen birinde 5 ytl varmış. O ve ben uzattık elimizdeki paraları şoföre. Diğer yolcular gelmeden para alıp verme işi bitsin istedik sanırım bir an önce. Şoförün şansına mıdır benim şansıma mıdır veremedi benim paranın üstüne geriye. Orda bekleyenlerden sorduk 20 ytl bozabilir misiniz diye. Birinde iki 10 luk varmış. 20 ytl verip iki 10 ytl aldım. Birini cüzdanıma diğerini de şoföre uzattım. Bu esnada üçüncü yolcu da geldi. O da bir 10 luk çıkardı cüzdanından uzattı. Üçüncü yolcuya  para üstünü de veremedi. Dördüncü yolcuyu da yoldan alırım diyerek şoför ilk duraktan hareket etti. Bu arada bizim para üstleri hala verilememişti. Yolda bir başka dolmuştan 5 ytl bozdurdu şoför. Arkada oturan yolcu parasının üstünü almıştı. Yolda birisi elinde 50 ytl varken bizim dolmuşu durdurmak istedi. Bizim şoförümüz. Hiç alır mıyım onu diyerek durmadan devam etti yoluna. Biz tüm yol boyunca bir yolcu eksik gittik.

İnanılmazdı. Yani sırf ben dolmuşa para veremeyeceğim yoksa dediğim için miydi bu olanlar ya da ben olacağı mı hissetmiştim içimde. Bu iki soru sessizce dönüp duruyordu içimde ve ben olanları izliyordum. İki ya da üç kırmızı ışıkta yan tarafta dolmuş olmasına dikkat ederek şoförümüz durdu. Her seferinde “Abi bozuk para var mı” diye sordu. Sanki o gün herkes  bozuk para bulundurmama konusunda anlaşmış gibiydi. Oysa ki ben hep bozuk para verirdim. İnanılmaz bir süreçti. En sonunda döndüm şoföre “bozamayacaksanız ben gene aynı yere döneceğim, ilk duraktaki çay ocağına veririm, siz ordan paranızı alırsınız” dedim. Şoför hiç itiraz etmeden verdi bana paramı.

Ve ben o gün o gidişimde dediğimi yapmış oldum. Dolmuş parası vermeden dolmuşa binmiştim. Neden olmuştu bu böyle. Bir anlam arıyordum. Matematikçilere göre çok zor değildi olasılık hesabı çok az olan bir olasılık olmuştu. Ama söz ağzımdan çıkmıştı. İlk kez böyle bir şey demiştim. O da olmuştu. Neden olanlar söz boşluğa yayıldıktan sonra olmuştu? Neden olasılık hesabı o zaman tutmuştu? Garipti. Çok garip. Ben mi yaratmıştım geleceğime ipotek mi koymuştum bilinçsizce? O da sanki senaryosunu yazdığım bir oyun gibi sahnelenmişti. Benim yaratımımsa eğer bu sorumluluğum büyüktü yaşamda. Yaşadığım her şeyi ben yaratmıştım. Herkes yaşadığı şeyleri kendisi yaratmıştı. İnanılmaz bir zihin cimnastiği vardı beynimde. Bu kadar çabuk niye olmuştu. Ertesi gün olabilirdi, bir sene, on sene sonra da olabilirdi. Neden o gün olmuştu? Çok sonra olsaydı sanırım hatırlamazdım. Bu olanlar neyi anlatmak istiyordu bana? Niye fark etmiştim bu kez? Çok zor olabilecek olan bir olasılık öyle kolayca olası olup oluvermişti. Akıl, akıl mantık ilişkisi  almıyordu bu açıklamıyordu bunları. Tam ikna edilememiştim. Sezgisel yönümse; nihayet anladığımı, bu olayla artık dediklerime ve düşündüklerime dikkat etmem gerektiğini söylüyordu. Dikkatimi bu yöne vermem gerektiğini söylüyordu. Geleceğe ipotek koyma asla! Su ol ak geç git diyordu. Su yolunu bulurdu.

Akşamüstü işlerimi bitirdikten sonra dolmuşa bindim. Bu sefer kolayca verdim dolmuş paramı akşamüstü soförüne. Öğlen vakti veremediğim dolmuş paramı da çay ocağına verdim dolmuş şoförünün alması için. Alıp almadığını bilmiyorum ama ben yoluma devam ettim.  

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/8/2008 - Doğum günüm

Kategori: Denemelerim

Bugün benim doğum günüm

 

Nufüs kağıdıma göre bugün ben doğmuşum. Güneşin ardından sabahın ilk ışıkları ile aydınlanmış iken dünya, aydınlanan benim dünyamdı. Dünyam doğdu bilmem kaç yıl olmuş. Her sene değişen rakamları ezberlemesi zor. Birer birer değil artık beşer beşer sayıyorum artık geçen zamanı.


Dünyam bugün doğmuş. Ben dünyama gelmişim. Dünya benim evim. Hangi parçasında yaşarsam yaşayayım kendi dünyamdayım. Ben dünyayım. Güneşten almışım gücümü. Belki de o yüzden yıldızlar bana uzak. Ben dünyaya geldiğimden beri neler neler yaşamışım da bu  dünyanın bana bunları yaşattığından haberi yok. Ben dünyayı kucaklamışım ellerimde dünya beni sallamamış hiç. Bu dünya kimin umurunda. Dünya, benim dünyam ben dünyamı yeniden kurdum. Bu dünyadan banane. Girdiğim her oyunda mızıkçılar çıkmış karşıma umurumda mı artık? Çıktım tüm oyunlardan. Oyun benim içimde. Dünyamı yeniden kurdum. Yeni bir dünya. Tüm renkleri aldım yerleştirdim yerlerine bir bir. Ben dünyayım, dünya benim içimde.

 

İçimde huzur, içimde güven, güzellik benim içimde. Dünyam güzel, ben güzel, renkler olağanüstü, macera huzur. Sukunet hissiyet sınırında. Döner durur dünyam ekseninde, yağmuru yazı sıcağı bahar, hepsi gelir geçer. Her an, her anı güzel diyorum. Ben bugün doğmuşum.

 

Bu dünyaya kusulmuşum, atılmışım. Geldiğim yer ışıklardan parlak karanlık. Bir kozada hazırlanmışım doğmaya. Koza beni atmış dışarıya.  Yürü var git yoluna, gideceğin yer yine karanlık, demiş. Bu varlığı karanlıkta oluşturdum, karanlıkta yok edeceğim demiş dünya benim için. Aydınlığı keşfet, aydınlansın dünya. Görevin bu. Aydınlan ve aydınlat. Şimdiye kadar ruhun bunun için hazırlandı. Yaradan sana nefesinden verdi. Sen oldun. Sınavlarını geç bitir hepsini dünya kurtulsun. Sen aydınlan dünya aydınlansın. Kendini bil bul ve öğren. O zaman herkesi öğreneceksin demişler kulağıma, sesi yüzyıllar öncesinden gelen bir ses. Öğren unuttuklarını hatırla ve kur dünyanı yeniden.

 

Dünya dönüyor, kendi ekseninde eğik eğik. Dönüş düzgün. Dünya eğik dönüyor doğru olmuyor. Her şey eğri büğrü, her şey birbirne bağlı dolu dizgin. Domino taşları gibi insanlar. Devrilmeyenler aydınlatacaklar gökyüzünü.

 

Yılda bir kez kendimi çok garip hissederim. “Bugün ben doğmuşum yaa” derim.”Evet bugün ben doğmuşum” içim varolmanın ilk anlarının olağanüstü hayranlık duyguları. İçim kabarır, çoşar, bir başka olur tanımsız. İlk doğduğum zaman ki anlar, adeta beni kucaklar. Bedenim bilmez ama ruhum bilir o anların harikalığını.

 

Dünyaya ilk geldiğim gün bugün. Bir süreliğine misafirliğim varmış işte. Doğma sıram gelmiş. İşlerimi yapınca da gideceğim. Her ne ise yapmam gereken, yapacağım işte ben bilmeden. Bilmesem de bilirim, bilmesem de yaparım, bilgi benim içimde, dünya benim içimde. Gözlerimi açmamak üzere kapattığımda dünya yok bitti. Ben varsam dünyam var. Yoksam hiçbir şey. Ben yolcuyum iki karanlık arası. Sıradaki basamağa hazırlanmam lazım. Yeniden doğmadan üst basamağa geçmeliyim.

 

Öteki dünya diyorlar cennet diyorlar, cehennem diyorlar. Her şey bu dünyada. Dünya malı dünyada kalır. Cennet de cehennem de bu dünyada. Dünyada her şey var ne istersen o var.

 

Bilmem kaç sene önce güneşin ardından ben doğmuşum. Ne iyi etmişim de doğmuşum

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/8/2008 - Bugünlerde biri

Kategori: Denemelerim

 

Bugünlerde içimdeki burukluk yeni yıkanıp sıkılan çamaşır gibi kırışık öyle kırışmış ki açılmıyor, zehir zemberek çöreklenmiş mübarek. Aralarda gelip kendini gösteriyor ve gidiyor. Oysa ki son zamanlarda karşıma çıksa da merhaba burukluk seninle işim yok der ve yoluma giderdim. Bugün de yolumdayım. Ama nafile uğraşmak nafile çabalar sanki. Ne için nereye kadar. Üstüne can sıkıntısı kaymaklı kadayıf gibi. Ama bu mide ağrısı yapar. Yeni bir işe başladım. Ama bugün kendimi yetersiz hissediyorum. Niye? Başlarken hiç öyle hissetmiyordum. Yaparım dediğim çok şeyi yaptım. Yaparım diyordum. Ama olmuyor yapamıyorum. Bir tıkanıklık var bir engel geçemiyorum. Görmediğim yaşamadığım bir engel. Yeni başlamış olmanın verdiği bir şey mi dir bu hani şu zamanla insanın üstünden akan geçen düşen giden. Bilinmeyenin verdiği bir bilmece midir ki bu insanı yiyen kemiren. Yetersizlik duygusu had safhada. Ne oluyoruz kuzum diyorum kendi kendime. Ne oluyoruz. Dinlediğim Fransız şarkıları bile etkisizleşmiş kulaklarımda. Sadece duyuyorum hissetmiyorum. Şarkılar hislerini düşürmüşler. Yola çıkıp toplasam olur mu ? beni bana daha iyi hissettiri mi ? şarkılar yetmiyor, yetişemiyor renklere ve onların sonsuzluğuna. Gözlerim dolu dolu. Hüzün örtündüm üstüme. Bugün hüzünlüyüm. When I was litle girl I asked my mother. Desem annem söylemiş miydi diye hafızama baksam bir yanıt bulur muyum acaba. Bugün hüzünlüyüm. Çoklu bileşkelerde eksiklerin çokluğu eşittir hüzün oldu. Biz gene de yeşil zümrüt taşlı yüzüğümüze bakalım. Ne yazıyordu orda. Her şey geçiçi. Ve diyeceğiz elbet bitti geçti gitti diye. Bakalım ne zaman.
Şimdi zamana akıp geçmek lazım bir adım sonraya.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/4/2008 - R23

Kategori: Resimlerim

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

İşimiz "Nasıl" olacağına üzülmek değildir. "Nasıl" bağlılıktan ve inançtan çıkıp gelecektir. Nasıllar evrenin alanına girer. Evren her zaman siz ve rüyanız arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir. Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz kamaşır; bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu......

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
flashcard ile resim çizmek
10 yaşındaki bir kızın resimleri
Farid Farjad.mutlaka dinleyin
mandala ya da fraktal. çizgiler ve renklerde yolculuk.
resim hocam
kara kalem tekniği anlatımı

Kategoriler

Arkadaşlar

Blogcu Yardım
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:18
Son Sayfa | Sonraki Sayfa